Merhaba sevgili okurum! Tam havalar ısınmaya başlamışken ve biz de kendimize yapacak aktiviteler ararken mayıs ayına geldik bile. Sürekli bi’ şeyler yapmaya çalıştığımız bu dönemlerde çoğumuz yaptığımız işler için de kendimize yüksek “başarı” hedefleri koyuyoruz. Gel bu ay bir değişiklik yapalım ve seninle biraz başarısızlıktan bahsedelim. Hem bakarsın bu ay bitmeden kendimize yapacak bir aktivite de bulmuş oluruz ve Başarısız Bi’Şeyler’de buluşuruz

Başarı İhtiyacımız ve Başarısız Olma Korkumuz

“Ya ben de bilgisayar oyunlarını severim ama hiç girmeyim şimdi, pek beceremem.”

“İkinci kez kaldım bu dersten, belki de hiç başaramayacağım. Acaba vaz mı geçsem?”

“Aa örgü yapmaya mı başladın? Senin adına çok sevindim ama ben yapamam herhalde, hiç denemeyim.”

“Bu iş görüşmesi de kötü geçti. Hem de bu hafta üçüncüsüydü. Belli ki mesleğimde başarılı değilim ben, başka alanlara mı yönelsem?”

Bu cümlelerin herhangi biri sana tanıdık geliyor mu? İnan bu cümlelerin her biri benim için tanıdık. Kimi zaman kendimden kimi zaman çevremden duyduğum cümlelerin sadece birkaçı bunlar. Sanıyorum ki bazen başarısız olmaktan korktuğumuz için bizlere göz kırpan birçok eğlenceyi, fırsatı, aktiviteyi bir kenara itiyoruz.

Örneğin bir bilgisayar oyununda başarısız olmaktan korktuğumuz için oynamamak, geçireceğimiz o vakti ve eğlenceyi kenara atmak bize daha mı iyi hissettiriyor? Veya iki kez kaldığımız dersten sadece “kalmış” mı oluyoruz? Yoksa artık neredeyse ustalaştığımız bir alan mı kazanmış oluyoruz? Bir diğer soruma geleyim. Örgü yapmayı beceremem, iplerin içinde dolanıp kalırım endişesiyle başlamadığımız ve kenarda bıraktığımız yumak yumak iplerle aslında belki çok seveceğimiz bir alışkanlığı da mı kenarda bırakıyoruz? Ya da iyi geçmeyen iş görüşmesindeki “başarısızlığımız” bir kazanım mıdır yoksa bir kayıp mı? Elbette bu sorulara herkesin kendince vereceği cevapları vardır.

Tabii ki sorduğum bu sorulara dair benim ve daha önemlisi psikoloji biliminin de vereceği cevaplar var. Hadi gel, bu sorularda ortak olan noktalara odaklanalım ve iki başlıkta bunları inceleyelim.

Başarısızlık Öncesi

Örgü yapmaya başlamaktan çekinmemiz gibi kimi zaman başarısızlık korkumuzla kendimizi bir şeyler yapmaktan alıkoyarız. Peki ya sonucunda neler olur? Muhtemelen çok seveceğimiz bir aktiviteyle hiç tanışmamış oluruz. Ya da belki de hiç sevmeyeceğimiz ama bize nelere yönelmemiz konusunda fikir verecek bir işi kenara itmiş oluruz. Hatta başarmak üzerine düşünelim. Gerçekten bir fırsat haline getirebileceğimiz, belki bize bir iş fırsatı haline gelebilecek bir hobiyle hiç tanışmamış oluruz. Pek tabii burada örgünün bir çeşit metafor olduğunu fark etmişsinizdir. İnsanlarla iletişim kurmakta “başarısız” olacağını düşünen birinin yeni insanlarla tanışmaktan kaçınmasını da buna örnek verebilirim. Bana göre burada önemli olan hayatımıza dahil edeceğimiz ufak tefek ama önemli davranışları dahi “başarıyla” ilişkilendirerek onlardan kaçıyor olmamız.

Başarısızlık ve Sonrası

Bir de olayın diğer yönü var elbette. Başarısızlığın ihtimal olarak bulunduğu bir duruma giriştik veya girişmek zorunda kaldık diyelim. Yani daha önce örnek verdiğim gibi bir ders almak veya bir iş başvurusunda bulunmaktan bahsedelim. Sonucunda da korktuğumuz gibi başarısız olduğumuzu düşünelim. Yani birkaç kere denediğimiz o dersten kaldık veya başvurduğumuz bir iş görüşmesinden yine olumlu sonuç alamadık. Bu durumda hepimiz üzülürdük. Ancak bunun yalnızca bir kayıp olduğunu değerlendirip vazgeçersek neler olur? Belki de bir sonraki ya da çok daha sonraki denememizde alacağımız istendik sonucu elimizin tersiyle itmiş oluruz. Tekrarlı denemelerin her birinde irili ufaklı şekilde elde ettiğimiz kazançları, deneyimleri görmezden gelmiş oluruz. Hatta sonucunda elde edeceğimiz başarıları daha görmeden onlara veda etmiş oluruz.

Başarıya Ulaşırken Başarısızlık

Şimdi gelin bir merdiven inşa ettiğinizi düşünün ve bu sizin inşa edeceğiniz ilk merdiven olsun. Bu merdivenin en alt basamaklarında bir hata yapıp o basamağı denerken yere düşmüş olun. Bu sizin tamamen “başarısız” olduğunuzu göstermez değil mi? Henüz ilk denemeniz ve yolun başındasınız. Birkaç basamakta daha hata yaptınız ve hataları düzelterek devam edip merdiveni düşe kalka bitirdiniz. En baştaki hataları yapmasaydınız muhtemelen nasıl düzelteceğinizi de bilemez ve bir merdiven elde edemezdiniz değil mi? Ya da basamakları hiç test etmeden en yukarıya ulaşmak için yamuk bir merdiven yapsaydınız ne olurdu? Bu sefer en tepeden aşağı çakılır ve muhtemelen daha büyük yaralar alırdınız. Elbette birçoğumuz kısa yolları kullanmayı ve hemen sonuca ulaşmayı severiz. Ancak başarıya ulaşırken tökezleyeceğimizi hatta yaralar alacağımızı kabul etmemiz gerekebilir. Tıpkı Ada’nın bu yazıda bahsettiği gibi belki de bazen hatalarımızı da sahiplenip yola devam etmemiz gerekebilir.

Yazıma son verirken başarısızlıkla ilgili hiç unutmadığım ve çok önem verdiğim bir sözü seninle paylaşmak istiyorum. Akılcı Duygusal Davranışçı Terapinin kurucusu Albert Ellis, (2002) başarısızlıktan korkarak sorumluluktan kaçmanın irrasyonel bir inanç olduğunu söyler. Aynı zamanda Ellis, (2002) “Aşırı düzeyde başarısızlık korkumuz nedeniyle yaptığımız işe odaklanacağımıza başarısız olmaya odaklanırız. Bu korku yüzünden denemekten ve sorumluluk almaktan kaçınırız. Durum böyle olunca sonunda da başarısız oluruz” der. Ellis’in konuya yaklaşımı bana kendini doğrulayan kehanetleri anımsatır. Bence artık bu kendini doğrulayan kehanetleri geride bırakalım. Örgü örmenin, insanlarla iletişim kurmanın başarıyla bir ilgisi olmadığına odaklanalım. Ya da aynı dersten tekrar tekrar kalabileceğimizi görelim. Üzüntümüzü ve öfkemizi yaşadıktan sonra bu başarısızlıkları bir başarı merdiveni haline getirmek için yola devam edelim.

Başarısız Bi’Şeyler Davetiyeniz

Sevgili okurum, bugün başarısızlık üzerine uzun uzun konuştuk. Ancak bizlerle bizzat deneyimlediği başarısızlıkları ve bunların sonucunda başarıya nasıl ulaştıklarını anlatmak isteyen çok önemli isimler var! Bu isimler, 26 Mayıs’ta bizlerle Beşiktaş Akatlar Kültür Merkezi’nde gerçekleştireceğimiz Başarısız Bi’Şeyler etkinliğinde buluşmak için bekliyorlar. Elbette biz de o gün seninle buluşmak ve bu hikayeleri dinlemek için gün sayıyoruz. Başarısızlıktan çekinenler, çok defa başarısız olanlar, başarısızlıktan ders çıkaranlar ve daha niceleri olarak bu linke tıklayıp etkinliğin detaylarına ulaşabilir ve kayıt yaptırabilirsin. 26 Mayıs’ta görüşmek üzere, sevgiyle kal!

Yazar: Damla Akkuş

Editör: Şevval Pektaş, İrem Ülkebay

Not: Bu yazı blogtanbiseyler.com sitesinde yer alan Başarısız Bi’Şeyler başlıklı yazının güncellenmiş versiyonudur.

Kaynak

Ellis, A. (2002). The role of irrational beliefs in perfectionism. In G. L. Flett & P. L. Hewitt (Eds.), Perfectionism: Theory, research, and treatment. (217–229). American Psychological Association. https://doi.org/10.1037/10458-009