Merhaba sevgili okur, bugün Bi’Şey Psikoloji’deki ilk yazımla karşındayım. Sana o aklına gelen meşhur replikten bahsetmeyeceğim, hayır. Bugün “Ben buraya neden çıktım?” dediğimiz anlar üzerine biraz konuşmaya geldim. Eminim konfor alanımızın dışına çıkmak ve bunun ne kadar zor olabileceğiyle ilgili pek çok yazı görmüşsündür. Ama bazen geri dönmenin de zor gelebildiğini fark etmiş miydin? Ya da konfor alanı denilen o yerde kalmanın da değerli olabileceğini düşünmüş müydün? Eğer bu sorular sende merak uyandırdıysa hoş geldin. Umarım bu yazıya konforlu hissettiğin bir alandan ulaşıyorsundur, diyor ve yazıma geçiyorum.
Konfor Alanı Nedir?
Konfor alanı, yani dilimize tam çevirisiyle “güvenli alan” Cambridge Sözlüğü’nde (Cambridge, 2022) “Yeteneklerimiz ve adanmışlığımızın teste tabi tutulmadığı; güvende ve rahat hissettiğimiz bir durum” olarak tanımlanmış. Güvenli alana dair bu ve benzeri birçok tanım bulabiliriz. İngilizce deyişiyle “comfort zone” en genel haliyle kendimizi birçok anlamda güvende hissettiğimiz, bir şeyler için çabalamak zorunda kalmadığımız bir yer, bir durum, bir an ve hatta bir insan dahi olabilir. Belki de ilginç olan hepimiz için konfor alanının değişken olmasından çok hepimizin bir konfor alanına ihtiyaç duymasıdır. Peki sence gerçekten güvenli bir alana ihtiyacımız var mı? Güvenli alanımıza geri dönmesek ne olur?
Güvende Olmak
Aslında ünlü psikolog Harry Harlow, maymunlarla yaptığı ünlü çalışmasında sorduğum soruya net bir yanıt vermiş gibi gözüküyor: “Evet, hepimiz güvenli bir alana ihtiyaç duyarız”. Ancak yaptığım birçok araştırma bana güvenli alanımdan çıkmam gerektiğini de söylüyor. Çünkü bu araştırmalara göre güvenli alanlarımız zamanla değişse de birbiriyle tutarlılık gösterebilirmiş. Ayrıca güvenli alan bize aittir. İçinde kendimizi, kendi içimizde de onu buluruz. Adeta bir döngü gibi…
Konfor alanı en yakın arkadaşı olan biri muhtemelen o kişinin yanında huzurlu ve yeterli hissediyordur. Yani aynı tanımdaki gibi çabalamasına gerek yoktur. Hepimiz çok iyi biliyoruz ki çabalamadığımız sürece bir başarımız olamaz. Bundan yola çıkarak gelişmek, denemek, yanılmak, öğrenmek ve böylece bir şeyleri başarmak için konfor alanlarımızdan uzak kalabilmemizin bir gereklilik olduğunu öğrendim. Bu tür sorgulamalar sonucunda marketten soğan almayı dahi başarabilmek için güvenli alanımı terk edebilmem gerektiğini fark ettim. Gerçekten konfor alanlarımdan çıkabildim ama bu çıkış da beni farklı çelişkilere doğru itti. Sana kafamda oluşan bu çelişkilerden ve varmaya çalıştığım sonuçtan da bahsetmek istiyorum.
Konfor Alanından Çıkmak
Annemin karnındayken sıcak bir yuvam, hazır besinim vardı ve korunaklıydım. Vakti geldiğinde bu sıcak yuvadan çıkmak ve tanımadığım bir dünya ile tanışmak zorundaydım. Dünyaya geldiğimde ise içinde güvende olduğum bir beşiğim, annemin kucağı, babamın kucağı ve daha birçok güvenli yer de hep orada duruyordu. Yine de bu dünyada bilmediğim, tanımadığım, anlamadığım çok fazla şey vardı. Bu da yetmezmiş gibi dünyaya geldiğim andan itibaren büyüyorum. Hem de çok hızlı büyüyorum. Bugün tek derdim oynadığım oyunlar ve oyuncaklarken yarın derdim okul olacak. Zaman hızla akmaya devam ediyor ve ben annemin karnında, sonrasında koynunda bulduğum o rahatlık ve güvenceden uzaklaşıyorum. Peki şimdi ne yapmalıyım? Kendimi bir daha nerede böyle güvende ve emniyette hissedeceğim? Yoksa yalnızca bebekken güvendeydik ve biz büyüdükçe bütün tehlikeler burnumuzun dibine dayandı mı?
Tekrar Güvende Olmak
Düşündükçe fark ettim ki, şu an sıcacık yatağımda olmak da bebekliğimdeki güveni sağlıyordu benim için. Bunu fark ettiğim dönemde yatağımı terk etmek çok zordu. Yatağımdan çıktığım zamanda ise bir diğer konfor alanım olduğunu fark ettiğim ablama koşardım. Ama zaman akışını sürdürüyordu ve konfor alanlarım da değişiyordu. Yetişkinliğe yaklaştığım dönem bir sevgilim oldu. Artık yatağımda olmanın pek bir değeri kalmamıştı. Yatağımda olmak yerine sevgilimin yanında olmak için can atıyordum. Onun yanındayken çok huzurluydum. Sanki çaba harcamam gereken hiçbir şey kalmamıştı. Aynı annemin kucağı, beşiğim, yatağım ve ablamın yanında olduğum gibi… Yalnızca orada olmak ve keyfime bakmak yetiyordu.
İşte bu yaşlarda yaptığım o araştırmalarla güvenli alanın ne olduğunu öğrenmiştim. Ancak başıma bir felaket geldi. Sevgilim benden ayrıldı. Artık yatağıma da geri dönemezdim. Var olan en değerli konfor alanımı kaybetmiştim. Gerçekten çok büyüdüğümü ve güvenli alana artık ihtiyacım olmadığını düşünerek kendimi işime adadım. Yıllardır haftada 5 gün çalıştığım düzenli bir işim vardı. Ancak sevgilimin benden ayrılmasından sonra “mecburen” bu süreyi arttırdım. Her şey çok yolunda gözüküyordu ve işimde başarılıydım. Elbette bunun da bir sonu vardı.
Geri Dönme İhtiyacı
Bir arkadaşım evdeki konforundan kopamadığı için dışarı çıkmayı sevmediğinden bahsetmişti. Bir başka arkadaşım ise babasının yanında çok rahat hissettiği için onun olduğu şehri bir günlüğüne dahi terk edemediğini anlatmıştı. Arkadaşlarımı dinlediğimde fark ettiğim bir şey vardı: Güvenli alanlarımız birbirinden farklı olabilirdi. Fakat hayatımız konfor alanımız olan insanın, yerin veya anın etrafında şekillenmemeliydi. Bir gün arkadaşlarımla buluştuğumda bu bildiklerimi onlarla da paylaştım. Evini konfor alanı olarak gören arkadaşım evden daha sık çıkmaya başladı. İçine kapanık biri olmaktan çok içedönük biri olduğunu fark etti. Diğer arkadaşım ise önce farklı şehirlerdeki arkadaşlarını ziyaret etmeye başladı. Belli bir süre ise sonra hayalindeki işi bulup onun için yaşadığı şehirden taşındı. Ancak onlar benim yapamadığım bir şeyi de yapmışlardı. Zorluklarla baş ederken çabalamaktan kaçınmamış, ancak kimi zorluklarla baş edebilmek için yine konfor alanlarının güvenliğine sığınmışlardı. İkisi de konfor alanlarını kaçılması gereken bir yer olarak görmemişti. İhtiyaçları olanın konfor alanından tamamen kopmak değil, oradan çıkabilmek olduğunu öğrenmişlerdi.
Benim de mi konfor alanıma dönmem gerekiyordu?
İşime yoğunlaştığım dönemde her şey benim için daha da tersine gitmeye başlamıştı. Çok yorgundum, hiçbir şey için çabalayamayacak kadar bitkin ve mutsuzdum. Tüm bunlara rağmen çok gezen bir insan olmaya da başlamıştım. Yatakta kalmama, dinlenmeme asla izin vermiyordum. Sırf tecrübe olsun diye hoşlanmadığım insanlarla hoşlanmadığım aktiviteleri yapmak için dahi durmaksızın çabalıyordum. Günler böyle akıp giderken yakın dostlarımdan biri “Bence senin biraz durmaya ihtiyacın var.” dedi. Bulunduğum durumdan bahsetmek için “Durmak” kelimesini kullanması çok ilginç gelmişti. O gün arkadaşımın söylediklerini konuşmak için aylar sonra ilk defa, en rahat ve güvende hissettiğim yer olan ablamın evine gittim. Ablamın benim için bir konfor alanı olduğunu biliyordum. Bir süre sohbet ettikten sonra sessizce oturduk. Aylardır bu kadar çaba sarf etmediğim, düşüncelerle boğuşmadığım, böylesine huzurlu olduğum bir an yaşamamıştım. Bütün bitkinliğim bir pazar sabahı ablamın mutfağında yaptığımız kahvaltıyla yok olup gitmiş gibiydi.
Buraya Neden Çıktığımı Biliyorum
Başından beri anlattığım gibi sevgili okur; konfor alanından çıkmanın ne kadar kıymetli olduğunu, insanı birçok yönde nasıl geliştirdiğini ve hayatı ne denli genişletebildiğini zamanla öğrendim. Kendimi geliştirebilmek adına, kimi zaman kendim için bir kafes haline getirdiğim o alandan kopmak ve çabalamam gerektiğini biliyordum. Ayrıca herkesin bu konu üzerine yazıp çizdiği bu zamanda belki de benim için daha kıymetli olan bir şeyi de öğrendim. Konfor alanım benim için bir kafes olmak zorunda değildi. Düşünmek için, öğrenmek için, markete gitmek için, şehir değiştirmek için, yalnız kalabilmek için, hatta bazen de insanlarla bir arada olabilmek için çabalamak zorundaydım. Her biri ve daha birçoğu için yılmadan çabalamaya devam edecektim. Tüm bildiklerim arasında en yanlış bildiğim şey şuydu: Konfor alanımdan kopup gitmem gerekmiyordu. Bana ait olandan kopmak, doğru cevap değildi.
Ben buraya kendimi geliştirebilmek amacıyla çıktım sevgili okur.
Ancak çabalamaktan yorulduğumda konfor alanıma geri dönmeye hakkım olduğunu biliyorum artık. Dalgalı denizde yol alan bir gemi, dalgalar fırtınaya dönüştüğünde nasıl mürettebatıyla beraber hasar almamak için durgun bir limana yanaşıyorsa; bizim dalgalarımız da fırtınaya dönüştüğünde o fırtınadan hasar almamak için limanlarımıza dönmeye ihtiyacımız olduğunu biliyorum.
Eğer sen de başka birçok şeyi “neden” yaptığını anlayabilmek istiyorsan sana Öz Farkındalık ve Ruhsal İyi Oluşa Etkileri adlı yazımızı okumanı öneriyorum sevgili okur. Sonraki yazılarda görüşmek üzere!
Yazar: Damla Akkuş
Editör: Şevval Pektaş
Referans
Cambridge Dictionary. (n.d.). Comfort Zone. 19 Eylül 2022 tarihinde https://dictionary.cambridge.org/tr/sözlük/ingilizce/comfort-zone adresinden alınmıştır.