Selamlar sevgili okur! Son birkaç haftadır eskiden çokça yaptığım bir şeyi yapmaya yeniden başladım. Komedi programlarını izlemeye geri döndüm. Komedi programı derken ne demek istediğimi tam anlayamamış olabilirsin. Onu da şöyle söyleyeyim: Bilumum stand-up, talk show ve skeç programlarını aklına getirebilirsin. Hatta aklına getirmekle kalmayıp birçoğuyla bu yazıda karşılaşabilirsin. Bu komedilerle ilgili de başlıktan anladığın üzere sana bahsetmek istediğim bir şey var, o da rezil olmanın komedisi. Şimdi rezil olmanın komedisiyle ne kastettiğimi detaylıca anlaman için hadi başlayalım. Diğer yazılarımızı okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Komedi ile Tanışmam

Çok net hatırlayamasam da 4-5 yaşlarımdayken şimdilerde bile hala paylaşılan Dikkat Şahan Çıkabilir’i izlerdim. Hatta o zaman bile çok güldüğümü hatırladığım bir skeci de buraya bırakayım. Bu programın yayın tarihleri oldukça küçük yaşlarıma denk geldiği için yaşıtlarımın çoğu bu programı bilmiyor elbette. Ben o yaşta ne anlıyordum o da tartışmalı… Çoğu yetişkinlere yönelik komedi içeriği gibi o da uyku saatim olan gece yarısı yayımlanıyordu. Hani o 20.00-02.00 saatleri arasında kalan akşam kuşağında arka arkaya 3 programın yayımlandığı… Televizyon izlemenin favori aktivitemiz olduğu dönemler… Benim de doğal olarak o dönemde bu programı izlemem yasaktı. İçeriği ve saati düşünecek olursak hak vermek lazım. O yaşlarda karanlıktan korkan ben, yatağımdan kaçıp karanlıkta gizlice bu programı izlerdim. Tabii o da annem tarafından yakalanıp “Anne n’olur bu skeç de bitsin” diye yalvarana kadar sürerdi.

Komediyi Bize Öğretenler

Dikkat Şahan Çıkabilir, komedi programlarıyla tanışmam için iyi bir örnek olsa da tek örnek değildi. Bir Demet Tiyatro, Dikkat Şahan Çıkabilir, Beyaz Show, Avrupa Yakası, Komedi Dükkanı, Disko Kralı gibi programların ve Cem Yılmaz stand-up’larının havada uçuştuğu bu dönemde komediyle tanışmış oldum. O günden beri de hayatımın her döneminde izlediğim en az bir komedi programı vardır. Sanıyorum bu programların olduğu bi’ çağda komediden uzak kalmamız pek de mümkün değildi. Örneğin bir dönem; Gecekondu, Yalan Dünya, Leyla ile Mecnun, Çok Güzel Hareketler ve Arkadaşım Hoşgeldin oldukça popülerdi. Pek tabii ben bir komedi gurmesiymişim ve hepsine yetişmem gerekiyormuş gibi bunları da izlemeye devam ediyordum.

Komedinin Zaman İçindeki Değişimi

Elbette şimdiki popüler komedilere de hakkını vermemiz lazım. Gibi, İlişki Testi, Konuşanlar, Güldür Güldür gibi programlar ve Doğu Demirkol, Baturay Özdemir, Sergen Deveci gibi çokça stand-up komedyenleri… Bence komedi öylesine ihtiyaç duyduğumuz bir şey ki her dönem aklıma gelenlerden daha da fazla sayıda komedi programı hem internete hem televizyona bir şekilde çıkıyor. Hem de bambaşka tarzlarda dahi olsa illa birilerimiz izliyoruz. Öyle ki artık izlemek bize yetmiyor. Hepimiz sosyal medyanın amatör stand-up komedyenleri gibi paylaşımlar yapıyoruz. Neredeyse doğduğundan beri (!) komedi programlarını izleyen biri olarak komedinin zaman içinde yaşadığı bu değişime hep şahit oldum. Açıkçası herkes gibi benim de bazen “Avrupa Yakası tekrar başlasın!” diye haykırasım gelmiyor değil. Ama genel olarak bu değişimden memnunum. Sonuçta komedinin her türlüsünden kazanç sağlıyoruz. Gülmek, güldürmek, bir de benim gibiyseniz her şeye gülmek…

Asıl konuya gelecek olursam belki bir psikoloji öğrencisi olmanın da getirisiyle bir şey fark ettim. Bence neredeyse bütün komedilerde ortak olan bir şey var. Bu ortak noktaya da hem gerçek hayat komedilerinde hem kurgusal komedilerde sıkça rastlıyoruz. O da şu ki: Rezil olmak.  Alık veya saf karakterler, rezil olma hikayeleri, bir yerlere takılıp düşen insanlar ve hatta hayvanlar… Karşılığında da kırıla kırıla bunlara gülen bizler… Özellikle son zamanlarda insanların “batırdıkları” anılarını anlattığı o meşhur komedi olan Konuşanlar’ı izleyince kafamda daha da net bir şekilde şu soru oluştu. Neden rezil olmak bu kadar komik?

Rezil Olmak, Utanç ve Komedi

Rezil olmanın komikliğine dair eminim birçok bilimsel cevap bulunabilir. Hatta bir dergide, yapılan bilimsel bir çalışma görmüştüm. Bu araştırmada insanlara ABD’nin en popüler sit-com’ları izletiliyor. Bu esnada insanların kahkahalarının süresi ve desibeli de ölçülüyor. Araştırmanın ne kadar bilimsel olduğu bir yana araştırma sonucunda en çok gülünen dizinin The Office olduğunu görüyoruz. Hiç şaka yapılmadan sadece karakterlerin rezillikleri ile güldüren bir dizinin en komik seçilmesiyle sorumu yineliyorum. Rezil olmak neden bu kadar komik?

Aslında benim de bu soruya verecek kesin bir cevabım yok. Çünkü bence buna net bir cevap vermek biraz da “Bakın şimdi size hayatın anlamını açıklıyorum.” demek gibi olur. Sadece bazen büyük saçmalıklarla karşılaşınca devasa bir kafa karışıklığının içine düştüğümüzü düşünüyorum. Yani karşımızda “Bu kadarı da olur mu?” dediğimiz bir olay olunca birçok duygunun hücumuna uğruyoruz bence. Hani şu “Yani ben şimdi buna gülsem mi ağlasam mı bilemedim.” dediğimiz anlar olur ya… Sanki gülsek mi ağlasak mı donup kalsak mı bilemediğimizde bize en haz veren kısa yola kaçıyoruz. Pek tabii seçtiğimiz tek yol gülmek de olmuyor her zaman. Sonuçta kimimiz bu anları görünce karşısındakinin yerine utanabiliyor da.

Bu soruya bir cevabım daha var. Bu cevap sizi ne kadar tatmin eder bilmiyorum. Ancak bence bu rezillik bizim başımıza gelmediği için de gülüyor olabiliriz. Hatta aynı cevabı trajedilere neden kahkahalarla güldüğümüzü açıklamak için de kullanabiliriz. Neden bir hikaye trajedi olmakla kalmıyor da trajikomik bir hale geliyor olabilir ki? Yani ”Şu adama bak ne hallere düştü, ben en iyisi onun yerinde olmayışımı bir kahkahayla kutlayayım.” demek kulağa mantıklı gelmiyor mu?

Rezil olmak ya da olmamak… İşte bütün mesele bu!

Gördüğün gibi sevgili okur, bilimsel bir araştırma yürütememiş olsam da bu çok mühim soruma verecek birkaç cevabım vardı. Belki de bu soru üzerine daha fazla düşünmeliyim. Hatta belki senin de bu soruya bazı cevapların vardır. Umarım bu yazıyı okurken senin de biraz gülmene vesile olabilmişimdir. Gitmeden önce de sana bir sorum var. Komediden bu kadar bahsetmişken sit-com komedilerine özel bir yazı da görmek ister miydin? Cevabın için seni yorumlara bekliyor olacağım. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere değerli okur. Ethem’in aksine başına kötülüklerin gelmediği ve hep gülmeye devam ettiğin bir hayatın olsun.

Yazar: Damla Akkuş

Editör: Şevval Pektaş