Sanat Terapisi

Merhaba sevgili okurum.  Bugünkü konumuz sanat terapisi, ne olduğu ve nasıl uygulandığı. Arada farklı sanat terapi dallarından da bahsedeceğim. Çayını, kahveni aldıysan ve hazırsan başlayalım!

Kes-Biç-Yapıştır

Okulumda düzenlenen sanat terapisi atölyesinin posterini gördükten sonra merak edip atölyeye gittiğimde, yaptığımız şeyin ne olduğunu ilk başta tam olarak anlamadığımı hatırlıyorum. Çeşitli dergilerden kolaj yapıp kartona yapıştırıyorduk, eğlenceliydi ama terapötik bir yanını görememiştim. Anaokulu zamanlarımı hatırlatmıştı sadece, tek iyi gelen yanının bu olduğunu düşünmüştüm. Kafamda sanat terapisi ile ilgili bir sürü soru varken yine de kesip biçmeye, yapıştırmaya devam ettim. Bir buz patencisinin buz patenini kesip yapıştırdım, lisede gittiğim zamanları hatırlattı. Sonra sevdiğim bazı kelimeleri kestim, kendime ait hissettiğim ne varsa kesip kartona yapıştırdım. Süremiz bitince de yaptığımız kartonları çeşitli bağlamlarda sırayla yorumladık, hangi yönlerden bizi yansıttığını tartıştık. Örneğin, neden binlerce kelime içeren dergiden o kelimeyi kesmiştim? Bu sorunun cevabını düşündüm, sonra sanat terapisinin aslında böyle bir şey olduğuna kanaat getirdim kendimce. Kendini kendinle baş başa bırakıp bir şeyleri çözmene yardım ediyordu.

Sanat Terapisinden Önce,

Sanat Nedir?

Tolstoy’a göre sanat, dört başlıkta incelenir. Ödünç alma, taklit etme, şaşırtma ve ilginç olma. Ona göre sanatın sadece güzellik ile bağlantılı görülmesi sanata haksızlıktır, büyük bir yanlış anlaşılmadır. Tolstoy’a göre sanat, duyguların paylaşımıdır; insanın hissettiği duyguları sanatı aracılığıyla başka insanlara hissettirebilmesidir. Hatta sanatın manevi ve ahlaki bir sorumluluğu da olmalıdır. Nihai amacı ise insanları ve toplumu daha iyi bir yere taşımak, yükselişte olmalarını sağlamaktır. Tolstoy’un bu yaklaşımına baktığımızda, sanatı daha faydacı bir yaklaşımla ele aldığını görebiliriz. Ve bana kalırsa sanat terapisi onun görüşüne yakın bir yaklaşımdır, sanatın faydacı kısmını alır ve bununla insanlar arasında terapötik bir ilişki kurar.

Kimler İçindir, Ya da Birileri İçin Midir?

Sanat terapisi, belirli bir psikolojik rahatsızlığa sahip insanların faydalanabileceği bir terapi metodu değildir. Kendini keşfetmek isteyen, duygularını, iç dünyasını sanatla ifade etmeyi ve anlamayı seçen herkes sanat terapisi görebilir. Sanat terapisi ayrıca çok esnek bir terapi metodudur, içerisinde ‘’sanat’’geçse de birer sanatçı olmanız beklenmez. Resim çizememeniz, dans edememeniz ya da müzikten anlamıyor olmanız o kadar da önemli değildir. Ki bunlar da sübjektiftir, bana kalırsa yeterince iyi bakılırsa en kötü resimden bile çıkarılacak ve ilham alınacak harika noktalar olduğu görülebilir. Yani okurum, sanat terapisine gitme imkanınız olursa ve tereddütte kalırsanız, yetenekli olup olmama düşünceniz sizi etkilemesin. Herkes kendi süreciyle o kadar meşgul oluyor ki, kimse sizin yaptığınız çizime ya da ne kadar iyi dans edip edemediğinize bakmıyor.

Bu da bir yanılgı aslında, herkes bizi izliyor sanıyoruz çoğu zaman. Kendimizi çirkin hissettiğimizde dışarı çıkmak istemiyoruz diğerleri bizi çirkin görmesin diye. Ama dediğim gibi okurum, aynı sanat terapisinde herkesin kendi işleriyle meşgul olduğu gibi, günlük hayatta da herkes kendi derdi ile o kadar meşgul ki; inan bana hiç kimse kimseyi senin düşündüğün kadar dert etmiyor.

Müzikle Şifa Bulmak

Üstte belirttiğim gibi, sanat terapi bilinenin aksine sadece resim, kolaj gibi sanatları kapsamıyor. Müzik, hareket, dans, heykel; bu sanat türlerinin hepsi sanat terapiye birer malzeme aslında. Müzik demişken, yazın aldığım müzik terapi dersimden biraz bahsedebilirim bence sevgili okurum. Kısacası, müzikle şifa bulmak Müzik terapisidir. Tarihi ise 6000 yıllık uzun bir tarih, her dönemde faydalanılmış müzik terapisinden. Benim aldığım derste ise müzik terapisinin tarihini, nasıl müzik terapisti olunacağını ve uygulama metodlarını öğreniyorduk. Fakat en çok dikkatimi çeken şey, ödev metodu ve hocamızın bize ders başında yaptırdığı egzersizlerdi.

Ödevimiz, o günkü dersin nasıl geçtiğini yazacağımız bir dijital günlüktü. Hocamız ise her dersin başında ufak bir meditasyon-nefes egzersizi yaptırıyordu. Nasıl müzik terapisti olacağımı öğrenirken terapi alıyormuşum gibi de hissettim bunlarla birlikte, dersin en iyi yanlarından biri de buydu. Bir yandan da, müziğin iyileştirici bir gücü olduğunu biliyordum. Ancak, bunun sadece sübjektif bir düşünce olarak kalmayıp bir terapi metodu olması da bana kalırsa işin en ilginç yönlerinden. Yine, aynı şekilde; herhangi bir enstrüman çalmanız ya da müzik kulağınızın harika olması gerekmiyor. Bana kalırsa tüm terapi metodlarında olduğu gibi, kendinize iyi gelmeyi istemeniz ve yaptığınız şeyle duygusal bir bağ kurmanız yeterli. Gerisi halloluyor.

Kısacası sevgili okurum, sanat terapisi bana kalırsa diğer tüm terapi metodlarından farklıdır. Sanatın özgürleştirici ve iyileştirici gücünü hissedersiniz. En nihayetinde sanat terapisi insan doğasının en temel iç güdülerindenn birine hitap eder. Yani, yaratmaya ve keşfetmeye.

Ada Nuhoğlu