Herkese selam, yeni bir yazıyla karşınızdayım. Bugün konumuz dünyadan biraz farklı bir yer olan Öjenya gezegeni. Yazıya başlamadan önce size bazı sorular sormak istiyorum. Bir gün bilim insanları çıkıp şöyle deseydi: “Psikopatolojik tanıların ortaya çıkmasında aslında çevrenin hiçbir etkisi yokmuş. Bu zamana kadar çevrenin etkisiyle ilgili ortaya koyulan tüm bulgular yanlışmış. Tamamen genetik faktörler etkiliymiş. ” Ne düşünürdünüz? Peki ya bunun üzerine bilim dünyası öjenik uygulamalar ile psikopatolojik tanıları ortadan kaldırmayı başarsaydı? Neler olurdu? Neler olabileceğini öğrenmek için Öjenya gezegeninde yaşayan X’ i dinleyeceğiz. Bildiğimiz gezegenlerden farklı olan bu yerde nasıl bir hayat olduğunu ondan öğreneceğiz. Bahsedilen gezegenin bir distopya mı yoksa bir ütopya mı olduğuna karar vermek ise size kalmış. Şimdi sözü ona bırakıyorum. İyi okumalar dilerim. Diğer yazılar için buraya tıklayabilirsiniz.

ÖJENİK BAYRAMI

Bugün çok önemli bir gün çünkü bugün Öjenik Bayramı. Yani bilim insanlarının DNA’sını öjenik uygulamalar ile değiştirdikleri ilk bebeğin doğum yıl dönümü. Öjenya’ nın en önemli günü diyebilirim. Gezegenin her yerinde büyük bir coşku ve sevinç dalgası hüküm sürüyor. Herkes tören alanlarına gidiyor. Gitmeyenler de gitmeleri için teşvik ediliyor. Bence gitmemek mantıksız çünkü törenlerin pek çok cezbedici tarafı oluyor. Mesela benim için en cezbedici şey devlet tarafından hazırlanan ve topluca izlenebilen tarih belgeselleri. Bu belgeseller Öjenya’ nın tarihini konu alıyor. Dünya denilen gezegenden ve orada yaşayan insanlardan bahsediliyor. Tarih bilgimi belgeseller sayesinde geliştirsem de bunu tek başına yeterli bulmuyorum. Bu yüzden kendim de pek çok araştırma yapıyorum. Atalarımızın doğduğu Dünya denilen gezegen ve insanların Dünya’dan Öjenya’ ya gelişi hakkında pek çok bilgi ediniyorum. Bazen bazı noktalarda kafamın karıştığı oluyor fakat merakım durmamı engelliyor.

DÜNYA VE ORADA YAŞAYAN İNSANLAR

Araştırma yaparken yeni öğrendiğim bir kavram var: Psikopatolojik tanı. Psikolojik rahatsızlıkları ifade etmek için kullanılan bir kavrammış. Dünya’da yaşayan insanların çoğu psikolojik rahatsızlıklara sahipmiş. Herhangi bir psikolojik rahatsızlığı olmayanlar da pek çok rahatsızlık için potansiyel taşıyormuş. Bu yüzden bizden farklılarmış. Bu rahatsızlıklar ortadan kaldırıldığında insanoğlunun nasıl bir duruma geleceğini merak eden dünyadaki bilim insanları yüzyıllar önce öjenik uygulamaları kullanmış. Fakat öjenik uygulamalar kullanılırken sadece psikolojik rahatsızlıklara sebep olan genlerle oynanmış. Yüzlerce embriyo üzerinde bu genlerle ilgili çalışmalar yürütülmüş. Bunun dışında genlerde herhangi bir değişiklik yapılmamış. Böylece yeni bir neslin temelleri atılmış. Öjenik nesli…

DÜNYA’DAN ÖJENYA’YA YOLCULUK

Embriyolar üzerinde öjenik çalışmalarının yapıldığı günlerde uzayı araştıran bilim insanları yeni bir gezegen olarak Öjenya’ yı keşfetmiş. Bu keşif Dünya’nın her yerinde büyük yankı uyandırmış. Bunun sebebi ise bulunan bu yeni gezegenin insan hayatı için uygun olmasıymış. O günlerde Öjenik neslinin Dünya’ya uyum sağlayıp sağlayamayacağı hakkında endişeleri olan bilim insanları, bu habere en çok sevinen kesim olmuş. Dünya’da uluslararası olarak yapılan pek çok görüşme ve anlaşma sonucu Öjenik neslinin bugünkü Öjenya’ ya yerleştirilmesine karar verilmiş. Gezegenin adı da Öjenya koyulmuş. Böylece bu yeni gezegen insanoğlunun tarihteki hiçbir nesline benzemeyen yeni bir neslin yuvası olmuş.

DÜNYA İNSANLARI

Yararlandığım kaynaklarda Dünya’da yaşayan insanların sahip oldukları psikolojik rahatsızlıkların onların yaşamlarını zorlaştırdığından bahsediliyordu. Öyle ki, bazıları tedavi görmek zorunda kalıyormuş. Yaşadıkları zorluklar üzücü fakat tedavi yoluyla rahatsızlıkların azaltılabilmesi de güzel bir haber. Psikologlar ve psikiyatristler bu konuda çalışan meslek gruplarıymış. Bunu öğrenince bir müddet şaşkınlık yaşadım. Öjenya’ da da psikologlar ve psikiyatristler var fakat psikolojik rahatsızlıklara müdahale etmek gibi bir görevleri yok. O zaman neden isimler ortak? Bu sorunun cevabını kaynaklarda aradım ama bulamadım.

Dünya’daki insanlarla birçok ortak noktamız var. Mesela biz de hayatımızda çeşitli zorluklar yaşıyoruz ama bu zorluklar psikolojik rahatsızlıklar gibi değil. Mesela derslerde veya iş yerinde zorlanabiliyoruz. Fikirlerimizin uyuşmadığı insanlarla çeşitli çatışmalar yaşayabiliyoruz. Bazen ekonomik zorluklar yaşıyoruz. Bazen sevdiklerimizi kaybediyoruz. Çeşitli hastalıklara yakalanıyoruz. Bunlar gibi daha pek çok şeyle uğraşıyoruz. Yaşadığımız bu tarz zorlayıcı durumlar neticesinde bizim de kaygı veya öfke gibi duyguları yaşadığımız zamanlar oluyor. Anladığım kadarıyla bizi onlardan ayıran tek şey yaşadığımız negatif deneyimler bizde herhangi bir psikopatolojik tanı meydana getirmiyor. Bu fark dışında tamamen aynıyız. Hepimiz insanız.

 

PSİKOLOJİK RAHATSIZLIKLARDAN BAZILARI

Dünya’ daki psikolojik rahatsızlıkları ve onların yol açtığı semptomları araştırdığımda çok fazla ilginç şey öğreniyorum. En çok dikkatimi çekenlerden biri şizofreni. Bu rahatsızlığın birbirinden farklı cinste ve şiddette belirtileri varmış. Aslında tüm rahatsızlıklar için galiba bu durum geçerli. Hiçbirinin sadece tek bir belirtisi olduğunu görmedim. Şizofrenideki belirtilerden biri halüsinasyon görmekmiş. Halüsinasyonun ne demek olduğunu biliyorum ama bir insanın herhangi bir müdahale olmadan halüsinasyon görmesinin ne demek olduğunu bilmiyorum işte.  Var olmayan bir şey sadece teknoloji kullanılarak görülebilirmiş gibi geliyor. Bir çeşit illüzyon gibi. Ancak benim böyle düşünmem dünyada bu rahatsızlığın olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Çok fazla anlayamadığım bir diğer rahatsızlık ise depresyon. Anlamakta zorlandığım şey, bunu yaşayan insanların ümitsizlik seviyesi. Hayat onlara güzel ve yaşanılası gelmiyormuş. Gerçekten hayatlarında hiç mi güzel bir şey yok? Gerçi bana söylemesi kolay. Onların yaşadıklarını hiç yaşamadım ve o genlere hiç sahip olmadım. O şekilde yaşamak nasıldır bilmiyorum. Zaten Öjenya’ ya da bunu bilmeyelim diye gönderilmedik mi?

HAYATLARI NE KADAR FARKLI OLABİLİR?

Kaynaklardaki bilgileri hayalimde canlandırıp nasıl bir şey olabileceğini tahmin etmeye çalışıyorum. Daha önce hiç psikolojik tanı almış biri görmediğim için tabii ki tahminlerimin doğruluğunu teyit edemiyorum. Ama yine de empati kurmayı seviyorum. Bu şekilde kendimde daha önce bilmediğim taraflarımın ortaya çıktığını görüyorum. Empati yaptığımda aslında şunu fark ediyorum: Dünya’ da psikolojik rahatsızlığa sahip olan insanların her birinin kendine özgü bir hikayesi var. Her biri biricik. Evet çok zorlanıyorlar ama zorluklara rağmen yaşamaya devam edebiliyorlarsa demek ki çok güçlüler. Belki de bizden daha güçlüler ve bu gücü onlara veren sahip oldukları genler değil, yaşadıkları tecrübeler. Bu gerçekten çok kıymetli.

KAFAMDAKİ SORULAR

Son zamanlarda kafamdaki bazı soruların giderek büyüdüğünü hissediyorum. Mesela bilgi edindiğim tüm kaynaklar bize nasıl ulaştı? Şu anda Dünya’ da yaşayan insanlar ne durumdalar? Orada neler oluyor? Dünya’ daki herkesin Öjenya’ dan haberi var mı? Bizimle neden hiç iletişim kurmuyorlar? Yoksa bizi unuttular mı? Öjenya’ daki ve Dünya’ daki psikologların ve psikiyatristlerin görevleri çok farklı olmasına rağmen neden bu mesleklerin adı aynı? İşte bu sorular bu şekilde zihnimde akıyor. Başka insanlara sorduğumda onların da bir fikrinin olmadığını görüyorum. Hiç kimse bilmiyorsa  nasıl öğrenebilirim ki?

SORULARIN CEVAPLARI NEREDE?

Az önce Öjenya’ da yaşayan X’ in anlattıklarını okudunuz. Öjenya hakkında bazı bilgiler edindiniz. Sizin de fark ettiğiniz üzere kafası epey karışık. Aklındaki sorulara cevap arıyor fakat bilen birini bulamıyor. Sizin de kafanız karıştı mı? Peki bu soruların cevapları nerede? Cevaplar gelecek yazımda sizleri ve X’ i  bekliyor olacak. Gerçekten Dünya’ dakiler Öjenya’ yı unuttu mu, neler oluyor hep birlikte göreceğiz. Şimdi yazıyı bu belirsizlik atmosferiyle sonlandıracağım fakat gelecek yazıda bu atmosferin dağılacağını düşünüyorum. Umarım yazıyı okurken keyif almışsınızdır. Bir önceki yazımı da okumak isterseniz buradan ulaşabilirsiniz. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, hoşça kalın.

Yazar: Reyyan Muyan

Editör: Şevval Pektaş