Merhaba sevgili okurum. Bugün bayramın son günü, bu yazıyı belki yazlığınızdan okuyorsunuz; belki evinize dönüş yolunda arabadan, belki de zaten evinizden. Nereden okursanız okuyun, bu yazıda anlatmak istediklerim her bir yerdeki insanı, herkesi ilgilendiriyor bana kalırsa. Türkiye’nin en ücra köylerinde yaşayan bir ailenin en küçük oğlunu da, İstanbul’un göbeğinde kahvesini yudumlayanları da, her sabah tarlaya giden çiftçileri de. Konumuz, travma. Diğer yazılarımız için buraya tıklayabilirsin.

İnsan Deneyiminin Ötesinde Seyreden Olaylar
Üstte bahsettiğim gibi okurum, travmanın yeri, kişisi, zamanı yok. Bu haziranda, Travma Sonrası Stres Bozukluğu farkındalık ayında, travmaların etkilerinde empati ve anlayışla yaklaşılmasına destek verelim. Ama bundan önce, travma nedir bunu konuşalım.
Travma, sözlük anlamı ile bir bireyin fiziksel, psikolojik veya duygusal durumunu tehdit eden olay ya da durumlardır. Ben, bu yazıda travmanın psikolojik boyutunu ele alacağım.
Amerikan Psikiyatri Birliği (APA), travmayı “kişinin insan deneyiminin ötesinde seyreden olaylar” olarak tanımladı. Fakat APA, psikolojik travmanın tanımını sadece tanı ölçütleriyle sınırlamaz. Peki bu bize neyi anlatır?
Bize, travmanın teşhisler ile sınırlanamayacağını, bunun çok daha karmaşık bir olay olduğunu gösteren bu ifade, psikoloji biliminin empatik ve esnek yaklaşımına bir örnek bana kalırsa.

Tanımlamanın Üzerine
Travmanın ‘’tanımını’’ yaptık, ama gerçekten yaptık mı? Bana kalırsa biraz sözde kaldı tanımı. Çünkü travmanın gerçekten, tam kapsamlı bir tanımı yok. Bazen çocukken birinden işittiğiniz bir cümle, ya da bir bakış… Bazen on beş sene önce kaybettiğiniz bir yakınınız, bazen de şahit olduğunuz bir görüntü. Hiçbiri diğerinden ayrılamaz, kıyaslanamaz. Travma bir bütündür, ve oldukça kişiye özgüdür. Bu yüzden de doğası gereği travmanın tanımını nasıl yapsanız elinizde kalır. Sadece, her psikolojik süreçte olduğu gibi, psikolojik travma geçirmiş olmanızın da bazı belirtileri vardır. Amerikan Psikiyatri Birliği ( APA) ‘ya göre bunlar, 4 tane olmak üzere özellikle Travma Sonrası Stres Bozukluğu ( TSSB/PTSD) başlığının altında tanımlanır:
- Yeniden yaşama,
- kaçınma,
- olumsuz düşünme ve duygulanım değişiklikleri,
- ve aşırı uyarılmışlık belirtileri.
Yeniden yaşama,
- travmatik olayın ardından olayla ilgili rahatsız edici fiziksel tepkiler yaşamayı ( kalp çarpıntısı, terleme ),
- kabuslar görmeyi,
- olayı tekrar yaşıyormuş gibi hissetmeyi barındırır.
Kaçınma belirtileri ise, travmatik olayla ilgili her türlü düşünce ve duyguyu engelleyip ondan kaçınma eğilimidir. Olumsuz düşünce ve duygulanım değişiklikleri ise, kişinin kendisiyle, başkalarıyla ya da dünyaya dair olumsuz inançlarını, suçluluk ve utanç hislerini yansıtır. Donukluk, hissizlik hali de bu başlığa girebilir. En sonuncusu, aşırı uyarılmışlık belirtileri ise sürekli tetikte olma halini yansıtır. Bu maddeye, ani ve kolay irkilmeler, aşırı sinirlilik hali ve konsantrasyon bozuklukları da girebilmektedir.
Her biri diğerinden farklı olan bu maddeler, yine aynı şekilde, psikolojik bir sürecin herkes tarafından nasıl farklı şekilde yaşanabileceğini gösterir bizlere.

Travmanın Ardından
Evet sevgili okurum, travmayı da, Travma Sonrası Stres Bozukluğunu da elimden geldiğince anlatmaya çalıştım. Umarım kapsamlı bir şekilde anlatabilmişimdir sana. Şimdi, bu yazıyı yazmayı planladığımda, sana anlatmayı en çok istediğim yere geliyorum.
Tüm bu yazı boyunca, travmanın ve belirtilerinin ne kadar çeşitli olabildiğini aktarmaya çalıştım.
Bu psikolojik süreçleri internette aradığında, eminim daha detaylı ve iyi yazılmış makaleler çıkar. Ama benim yazma motivasyonum sadece bu süreci anlatmak değil, bir farkındalık oluşturmak.
Herkes birbirinden çok farklı, klişe görünse de doğası gereği bir o kadar aynı. Bu ne demek peki? İnsan olarak yaşadığımız yer, doğduğumuz coğrafya, aile gereği birbirimizden çoğu zaman çok farklı hayatlar sürsek de, ihtiyaçlarımız benzer. Anlaşılmak, sevilmek, ve tekrar anlaşılmak. Daha iyi anlaşılmak, yargılanmamak. Karşı komşumuzu belki hemen hemen her gün görsek de, evinde ne yaşıyor, gerçekten bilemeyiz. Dışarıdan muazzam görünen o hayatların iç yüzünü sadece yaşayan bilebilir. Bizim için hiç önemli olmayan bir söz, bir başkası için çok travmatik bir süreci tetikleyebilir.
Bu yüzden, karşımızdakini biraz daha dinlemeye, anlamaya ve fark etmeye çalışalım. Travma sadece klinik bir mesele değil, hayatın çok içinden, insani bir meseledir. Ve bana kalırsa, birbirimize göstereceğimiz biraz daha anlayış, empati… Tüm bu psikolojik sürecin yükünü hafifletmek için atılabilecek en etkili adımlardan biridir..
Ada Nuhoğlu
