Merhaba sevgili okur! Bu yazımızda Prof. Dr. Kemal Sayar’ın “Ruh Hali” kitabının incelemesiyle sizlerle birlikteyiz. Yazar; sade ve kapsamlı bir dille kitapta ruh halimizi bizlere oldukça anlaşılır şekilde sunuyor. Aslında kitabın yazılış amaçlarından birisi de Türkiye’deki ruh sağlığı alanındaki yerli kaynak açığını gidermek. Kitabın bu anlamda da oldukça değerli olduğunu düşünüyorum.
Kitap iki bölümden oluşmakta: “Bireysel Mutluluk – Sosyal Mutluluk” ve “Ruhsal Yaralar”. Kitabın ilk bölümü, başlığından da anlaşılacağı üzere hem bireysel hem toplumsal mutlulukla ve onun önüne geçebilecek engellerle alakalı bilgilerden oluşuyor. Kitabın ikinci bölümü ise psikolojik rahatsızlıklar ve onların olası kökenleri ve tedavileriyle alakalı bilgileri içeriyor. Her iki bölümün de oldukça kapsamlı olmasından ötürü bu yazımızda kitabın ilk kısmına odaklanmaya karar verdim. Eğer diğer kısım da ilginizi çekiyorsa kitabı edinmenizi öneririm!
Mutluluk Aşuresi
Mutluluğun tanımının ne olduğu konusu birçok yazarın, filozofun ve psikoloğun ilgisini çekmiştir. Yazarımız ise kitapta bu tanımın kolayca yapılamayacağını aktarmaktadır. Okurlarına mutluluğun birçok malzemeyle oluşabileceği fikrini sunmaktadır. Bunu mutluluk aşuresi olarak tanımlamıştır. Mutluluk aşuresinin içerisinde ise sevgi, ümit, cesaret, iyimserlik, özgürlük, güvenlik, fedakarlık, anlam duygusu ve yavaşlık vardır.
“Çoğu zaman insanı mutlu edenin, bize yönelmiş sevgi olduğunu düşünürüz. İnsanlar bizi sevdiğinde çok mutlu olacağımızı düşleriz. Oysa en büyük değer ve mutluluk kaynağı, sevebilmektir. İnsanın sevgisini bir başkasına verebilmesi; ondan karşılık almayacağını bilse bile yine de onu sevebilmesi büyük bir değerdir.”
Hayatın Anlamı
En az mutluluk kadar tartışılan bir başka kavramdır hayatın anlamı. Normal şartlarda herkes bu kavramı hayatının bir döneminde sorgulamaktadır. Herkesin bu soruyla meşgul olma şekli farklı olabilmektedir. Yazar hayatın anlamını üç eksen etrafında toplamaktadır: Dünyaya verdiklerimiz, dünyadan aldıklarımız ve kaderimize rıza göstermek. Burada kaderimize rıza göstermek aslında hayatın kaçınılmaz gerçeklerini kabullenebilmek anlamında kullanılmaktadır. Üç ana eksen etrafında kendimize sorduğumuz sorulara vereceğimiz cevaplar bize anlam duygusu kazandırabilir.
Peki anlam duygusu bizim hangi temel psikolojik ihtiyaçlarımıza karşılık verir? Yazar bu sorunun cevabını da dört kategoride toplamaktadır:
- Anlam duygusu sayesinde gayeye sahip oluruz.
- Anlam duygusu bize değerlere sahip çıkmayı telkin eder. Dolayısıyla değerler sistemi sahibi oluruz.
- Kendi özdeğerimizi anlam duygusundan devşiririz.
- Hayattaki etkinliğimizi ve verimliliğimizi kontrol altında tutup, yaşamımıza yön verebileceğimizi görürüz.
Özetlemek gerekirse anlam duygusuna sahip olmak; çabamız, değerler sistemimiz, özdeğerimiz ve kontrol algımız gibi önemli psikolojik yanlarımıza destek olmaktadır.
Öfke
Kitabın ilk kısmını okumaya devam ederken hayatta karşılaşabileceğimiz zorlu ve yoğun duygularla ilgili de karşımıza çok değerli bilgiler çıkıyor. Öfke duygusunun konuşulmasını oldukça değerli görüyorum. Yazar, öfkeyi kontrol altına alabilmek ve yapıcı bir hale getirmek için ilk koşullardan birinin öfkeyi tanımak olduğundan bahsetmektedir.
“Öfke çoğu zaman haksızlığa uğradığımızı hissettiğimizde ortaya çıkar. Öfkelenen insanlar genellikle kendilerini kurban gibi hissederler.”
Duyguların ifade edilmesinin önemine değinilirken duygular ifade edilmediğinde kişide bazı ruhsal rahatsızlıklar ortaya çıkabileceğinden bahsediyor, yazar. Özellikle kadınlarda öfkenin dışa atılacağı bir kanal bulunmadığında depresyon ve panik atak gibi sorunların baş gösterebileceği belirtiyor. Öfkenin doğru çözümlenmediğinde bedensel sistemimize ve ruh sağlığımıza zarar vermekle kalmayacağını, ilişkilerimize de bulaşacağını ekliyor.
Yazar bu noktada öfke kontrolüyle ilgili yapabileceklerimize yönelik bazı öneriler de sunmaktadır. Diyafram nefesi, öfke anında bir mola talep ettikten sonra tartışmaya dönmek, ben dili kullanmak, gerçekçi düşünceler geliştirmek ve mizah gibi bazı teknikler kitapta açıklayıcı bir dille anlatılmaktadır. Hem öfkeyi anlamak konusunda hem de onunla başa çıkma konusunda oldukça değerli bilgiler bulunmaktadır.
Televizyon
Ruh halimize etkisi olan durumlardan bahsederken televizyon gibi kitlesel derecede bizi etkileyen bir olguya bu kitapta değinilmesini de oldukça yerinde buluyorum. Aslında medyanın etkisini son yaşanan olaylarda tekrar hatırlamış olduk. Deprem ile ilgili sayısız haberin bütün gün boyunca yayın kuşağında sunulması birçok kişinin psikolojisini etkiledi.
Yazar da televizyon izlerken farkındalığımızı yanımızdan ayırmamamız gerektiğinden bahsediyor bu bölümde. Televizyonun doğası gereği “normal” olandan ziyade anormal ve sıra dışı olan olguları ele aldığını unutmamamızı tembihliyor. Televizyondan gelen mesajları eleştirel bir gözle ve bir süzgeçten geçirerek almamızın önemli olduğunu söylüyor. Buna “televizyon okuryazarlığı” adı veriliyor.
Sekiz yaşını geçmemiş çocukların gerçek ile hayali birbirinden ayırt etme kapasitesinin henüz gelişmediğini hatırlatan yazar, ebeveynlerin televizyon izlerken çocuklarının yanlarında bulunmalarını öneriyor. Televizyonda görülen davranışlar hakkında onları bilgilendirmeleri ve onu çocukla beraber yorumlamaları konusunda teşvik ediyor.
Aşk
“Aşk aslında biraz da sevilme ihtiyacıdır. Sevilmeyi çok isteyen insanlar, çok aşık olurlar. Kişi sevildiği zaman, o güne kadar aldığı yaraların sarıldığına, güvensizlik duygusunun güvene tahvil edildiğine inanır. Kendisini bulutların üzerinde hisseder. Derken bu geçici büyülenme hali yavaş yavaş ortadan kaybolmaya başlar. Karşılıklı farklılıklar hissedilmeye, anlaşmazlıklar yaşanmaya, iletişim problemleri doğmaya başlar.”
Yazar, kitabın bu bölümünde aşk hakkındaki fikirlerinden bahsetmektedir. Romantik aşkın sadece aşk ve ilişkiyi içermediğini, içinde manevi deneyim ve bütünlük halinin özleminin de olduğunu savunmaktadır. Yazar, aşkın dışa yönelmekten çok içe yönelmekle alakalı olduğundan bahsetmektedir. Kişinin aşkla birlikte varoluşunun kemiklerini yakan ıstırabıyla yüz yüze geldiğini söyler.
Yazarın aşka dair bu derin tanımlamasından sonra ise günümüz aşklarına yönelik birkaç eleştirisi vardır. Örneğin günümüzdeki aşkların içe değil, dışa yönelmekte olduklarını vurgular. Yazar, görünme isteğinin hakimiyetinden bahseder. Aşıkların artık birbirlerini özlemek istemediklerini, hemen kavuşmak ve her an mesajlaşmak istediklerini gözlemlemiştir. Sevmekten daha çok da sevilme derdinde olduklarını vurgulamaktadır şimdiki aşıkların.
Kitapla İlgili…
Yazının başında da bahsedildiği üzere oldukça kapsamlı konuları ele alan bu kitabın ilk bölümünde bile ele alamadığım birçok konu var. İlk kısımda yukarıda bahsedilen konular dışında empati, kıskançlık, şiddet, tüketim kültürü, kadınlar ve erkekler, evlilik, çocuk ve ergen ruh sağlığı gibi birçok konuya da değiniliyor. Her konuda çok değerli bilgiler ve öneriler mevcut.
Kitapta genel olarak halka yönelik bir dil kullanılıyor. Psikolojiyle ilgili fikir sahibi olmak isteyen ve ufkunu genişletmek isteyen kişilerin özellikle keyif alacağı bir kitap. Bahsedilen konular ilginizi çekiyorsa kitabı edinmenizi öneririz!
Kitaba yönelik birkaç eleştiride de bulunmak istiyorum: Genel olarak halk diliyle yazıldığından metin içi atıflar kullanılmamış. Kitapta birçok çalışmadan bahsediliyor ancak bu çalışmalarla ilgili bilgileri bulmak istediğinizde bunları kendiniz araştırmanız gerekebiliyor. Kitabın sonunda seçilmiş kaynakça bölümü mevcut ve burada çok faydalı kaynak bulunuyor. Ancak spesifik bir araştırmanın makalesine ulaşmak konusunda zorlanabilirsiniz.
Bunun dışında kitapta bazı genellemelere rastladığımdan da bahsetmek isterim. Kadın-erkek ilişkileri ve toplumsal cinsiyetle ilgili kalıplaşmış bazı cümleler de bulunmakta. Yukarıda bahsettiğim sebepten ötürü verilen bilginin kaynağına ulaşmakta zorlanabilmeniz mümkün.
Tüm bunların yanı sıra okuması oldukça keyifli ve psikolojiyle ilgilenen herkese önerebileceğiniz bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Ruh Hali kitabını tamadres internet sitesinden edinebilirsiniz. Ayrıca satın almak istediğiniz kitabı ‘bisey5’koduyla daha uyguna edinebilirsiniz.
Yazarın “Yavaşla” adlı kitabına dair bir incelemeyi de burada bulabilirsiniz.
Umarım benim okumaktan aldığım kadar siz de bu inceleme yazımdan zevk almışsınızdır! Sonraki yazılarda görüşmek dileğiyle!
Yazar: Arzu Coşkun
Editör: Şevval Pektaş