Yeni bir yazıyla herkese merhaba! Bu yazıda size müziğin çok sık duymadığımız bir kullanım biçiminden, müzik terapi alanından bahsedeceğim. Ayrıca müzik terapinin demanslı hastalardaki etkisine, yoğun bakımdaki ve yenidoğan yoğun bakım ünitesindeki kullanımına ve müzik terapiyle ilgili çalışmalar yürüten TÜMATA’ya da bu yazıda yer vereceğim. Herkese keyifli okumalar dilerim. Diğer yazılarımız için buraya tıklayabilirsiniz.
Müzik Hayatımızın Bir Parçası
Müzik, günlük hayat içerisinde insanlara sıklıkla eşlik eder. Kimimiz aradığı hissi metalde, kimimiz klasik müzikte, kimimiz de pop müzikte bulur. Ruh halimiz ve zevklerimiz çeşitlendikçe dinlediğimiz müzik türü de çeşitlenir. Bazen dinlediğimiz müzikler hislerimizin sese dönüşmüş hali gibi gelir, farklı bir anlama bürünür. Hiç müzik dinlemeden hayatını devam ettiren bir insan hayal etmek zordur. Müzik dinlemeyi sevmeyen insanlar bile aslında bir şekilde müziğe maruz kalırlar. Örneğin dışarı çıktıklarında, mağazalarda, restoranlarda, sosyal medyada dolaştıklarında herhangi bir müzik duyma ihtimalleri çok yüksektir. Peki bu kadar etkileşim içerisinde olduğumuz, hayatımıza böylesine yerleşmiş müzik, tedavi amacıyla kullanılabilir mi? Müzik terapi fikrini benimseyenler için bu sorunun cevabı evet olacaktır. Gelin müzik terapinin tam olarak ne olduğuna ve nasıl kullanıldığına bakalım.
Müzik Terapi
Dünya Müzik Terapisi Federasyonu (WFMT)’nun yapmış olduğu tanıma göre müzik terapi, bir müzik terapistinin bir veya birkaç danışanın sosyal, duygusal, fiziksel ve zihinsel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla mobilizasyon, iletişim, öğrenim, diyalog, organizasyon, ifade ve bunlarla bağlantılı çeşitli terapötik amaçları gerçekleştirme ve kolaylaştırma amacıyla, bir plan çerçevesinde müziğin ve/veya ritim, armoni, melodi ve ses gibi müzikal unsurların kullanılmasıdır. Müziğin terapötik amaçla kullanımının kökleri tarihin ilk dönemlerinde yaşamış olan şamanlara kadar uzanmaktadır. Antik Çağ’da ve Orta Çağ’da Batı medeniyetinde müziğin tedavi amacıyla kullanıldığı bilinmektedir. Özellikle sufilerin ilgi duymasıyla İslam medeniyetinde de yer bulan müzik terapinin, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde de kullanımı devam etmiştir. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra yaralı askerlerin tedavi sürecinde de müziğin kullanıldığı bilinmektedir. 1960’lı yıllardan sonra müzik terapinin tedavi süreçlerinde kullanılması konusundaki farkındalıkla beraber bu alanda çalışan uzmanların artırılmasına ve uzmanların eğitimine ilişkin fikirler ortaya çıkmıştır. Böylece müzik terapi, daha sistemli bir terapi biçimi olma yolunda ilerlemiştir (Aydın, 2012).
Yoğun Bakımda Müzik Kullanımı
Yoğun bakım ekibi, hastaların fizyolojik durumunu iyi hale getirmenin yanı sıra psikolojik ve sosyal durumlarını da iyi hale getirmeyi amaçlar. Ağrı ve anksiyetenin azaltılmasında yoğun bakımdaki hastalar için genellikle farmakolojik yöntemler kullanılmaktadır. Farmakolojik yöntemlerin kullanımını azaltmak ya da bu yöntemlerin yetersiz kaldığı durumlarda ağrıyı ve anksiyeteyi azaltmak amacıyla müzik gibi farmakolojik olmayan yöntemler kullanılmaktadır. Konuyla ilgili yapılmış çeşitli çalışmaların bulguları, müzik terapinin yoğun bakımda kalan hastalar için etkili bir yöntem olduğunu göstermektedir (Uyar ve Akın Korhan, 2011). Örneğin, Twiss ve arkadaşları (2006) tarafından, kardiyovasküler cerrahi geçirmiş olan ve yoğun bakımda kalan hastalarla yürütülen çalışma, müzik terapi alan hastaların ağrı şiddetinde azalma olduğunu, anksiyete puanlarının düştüğünü, entübasyona bağlı kalma sürelerinin azaldığını göstermektedir. Ek olarak Lee ve arkadaşları (2005) tarafından yürütülen çalışmada da benzer sonuçlar elde edilmiştir. Solunum cihazına bağlı hastalara 30 dakika müzik dinletildikten sonra hastaların anksiyete, nabız hızı, solunum hızı, kan basıncı değerlerinin ve ağrı şiddetlerinin azaldığı bulunmuştur.
Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde Müzik Kullanımı
Günümüzde müzik terapi; stres azaltıcı, beslenmeye geçişi kolaylaştırıcı, büyümeyi hızlandırıcı, ağrıyı azaltıcı özellikleriyle yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde de kullanılabilmektedir (İmseytoğlu ve Yıldız, 2012). YYBÜ’de müzik kullanımıyla ilgili yapılan çalışmalar da müzik kullanımının olumlu etkilerini destekler niteliktedir. Arnon ve arkadaşları (2006) tarafından yürütülen çalışmada YYBÜ’de kalmakta olan yenidoğanlara günde otuz dakika olacak şekilde üç gün müzik dinlettirilmiştir. Çalışmanın sonuçları, müziğin yenidoğanlarda ağrıyı azaltıcı etki gösterdiğini, anksiyete ve ağrılarını azalttığını ve buna bağlı olarak uyku kalitelerinde artış olduğunu göstermiştir. Ayrıca Caine (1991) tarafından yürütülen çalışmayla da, YYBÜ’de yenidoğanlara müzik dinlettirilmesinin ağrı ve anksiyeteyi azalttığı, alınan kaloriyi arttırdığı, ağırlık üzerinde olumlu etkileri olduğu bulunmuştur. YYBÜ’lerde kullanılan müziğin tek bir enstrüman ya da karmaşık olmayan insan sesini içermesi, kadın bir vokalist tarafından seslendirilmesi, sabit ritme sahip-hafif ritmik vurgulu klasik müzik olması yenidoğanlara yarar sağlamaktadır (Akın, 2007; Gilad ve Arnon, 2010; Dehaene-Lambertz ve ark., 2010; Standley, 2001).
Demans ve Müzik Terapi
Müzik, dikkatin bir noktaya odaklanmasına ve dikkatin sürdürülmesine yardımcı olmaktadır. Dikkat, anlamlandırma, hedefe yönelme, bellek gibi bilişsel işlevleri artırıcı etki göstermektedir (Clair, 2016). Müziğin alzheimer hastalarına yönelik olumlu etkileri de bulunmaktadır. Alzheimer hastalarının bilişsel işlevlerinin artırılmasında müzik terapi yardımcı olmaktadır. Müzik terapi sonrasında uyku, iletişim ve davranışlarda iyileşmeler ortaya çıkmaktadır (Ferrer, 2015). Suzuki ve arkadaşları (2004) tarafından demanslı hastalarla gerçekleştirilen çalışmanın sonucunda, müzik terapi uygulamasıyla hastaların bilişsel işlevlerinde ve davranışsal belirtilerinde iyileşme olduğu saptanmıştır. Ayrıca anksiyete, apati, sinirlilik ve ajitasyon düzeylerinde azalma olduğu görülmüştür. Hastalardaki gezinme davranışı azalmıştır. Guetin ve arkadaşları (2009) tarafından yapılan çalışmanın sonuçları da diğer çalışmaların sonuçlarını destekler niteliktedir. Çalışmada alzheimer hastalarına uygulanan müzik terapi sonrasında hastaların depresyon ve anksiyete belirtilerinde azalma meydana gelmiştir. Müzik terapi uygulanan hastalar, kısa süreli bellekteki bilgileri uzun süreli belleğe aktarma, kısa süreli bellekte bilgileri koruma konusunda başarı göstermişlerdir. Müzik terapinin demans üzerindeki olumlu etkisi umut vericidir.
TÜMATA
Müzik terapinin Türkiye’deki durumu ele alınırken TÜMATA (Türk Musikisini Araştırma ve Tanıtma Grubu)’dan muhakkak bahsetmek gerekir. TÜMATA, 1976 yılında Rahmi Oruç Güvenç tarafından kurulmuştur. Türk müziğinin doğuşunu, tedavilerde kullanımını, nasıl geliştiğini, sahip olduğu repertuvarı, enstrüman zenginliğini araştırmayı ve tanıtmayı amaçlamaktadır. Türk müziği makamlarının faydalı oldukları özellik ve durumlara ilişkin açıklamaları oldukça dikkat çekicidir. Örneğin, acemaşiran makamının yaratıcılık duygusu , saba makamının cesaret, zirefkend makamının neşe verdiğine dair bilgiler bulunmaktadır. TÜMATA; hem yurt içinde hem de yurt dışında sempozyum, festival ve seminerlerle faaliyetlerini sürdürmektedir. Seminer ve festivallerdeki ilgi çekici konulardan birisi, EEG, galvanometre gibi cihazlarla yürütülen laboratuvar çalışmalarının bulgularıdır. Yazının bu kısmında TÜMATA ile ilgili yer alan bilgiler ve TÜMATA’nın kuruluşu, faaliyetleri, Türk müziği makamları ve enstrümanlarla ilgili detaylı bilgiler TÜMATA’nın web sayfasında bulunmaktadır.
Görüşmek Üzere
Bu yazıda müzik terapiye dair sizinle paylaşmak istediklerim bu şekildeydi. Hayatın içerisinde özel bir yere sahip olan müziğin tedavi amacıyla kullanımından bahsettiğim bir yazı oldu. Eğer müzikle ilgili bir yazı daha okumak isterseniz buyazıyı tavsiye ederim. Tavsiye ettiğim bu yazıda toksik ilişkilerin şarkılarda nasıl yer bulduğunu keşfedebilirsiniz. Ayrıca romantikleştirilen bazı şarkı sözlerinin aslında toksik bir nitelik taşıdığını fark edebilirsiniz. Şimdiden keyifli okumalar diliyorum. Gelecek yazıda görüşmek üzere.
Yazar: Reyyan Muyan
Editör: Şevval Pektaş
KAYNAKÇA